Olan-biten

26Jan10

“Neyim eksik?” dedim, blogu açtığımla kaldım. Evet, eksiğim şuymuş: gereksiz heyecanlardan kurtulabilmek. Nasıl mı? Şöyle: “Ay aman, eyvah! Blog açtım!” diyip ne yapacağını şaşırma halinden kurtulmayı denemek kabaca. Sanırım denemedikçe de geçmeyecek. O yüzden, hadi başlasın gereksiz bilgi paylaşımı!

Kazadan geriye kalanlardan bahsetmeyeceğim, yeterince bunalmış olunması lazım artık bu konudan. Hem artık ziyadesiyle iyiyim; fiziksel olarak tamamen olmasa da, ruhen barıştık defolu Gökçen’le. Yeni hayatıma da olabildiğince uyum sağladığımı düşünüyorum. Yeni korseme bile!

Heyecanlanıp yazamazken neler yapmış olabilirim?

Daha mobil olmanın mutluluğu ile sokaklarda bol bol boy gösterildi. Daha çok arkadaş, daha çok sohbet, daha çok müzik ve hatta daha çok Aspava bile hayatımıza girdi. Yemek demişken, “dikkat perhizi” başladı: Abur-cubur kesintisi, geceleri az yemek, salataya abanmak, meyve sularının ne kadar kalorili olduğunu unutmamak, vb. Mobilize olmaya özen göstermek de kalori yakımı için ideal bir tutum oldu. Tabii ki daha hala bloğun etrafında 3 tur koşamıyorum.

Uzun süre sonra -sanırım Fenerbahçe kitabından sonraya denk geliyor bu- resimli, oyuncaklı kitap işi aldım. Özlemişim! Çok çalışmayı, uykusuz kalmayı, açlığı unutmayı ve tüm o telaşı. Değişik olan ise eskisine göre bir hayli az hayıflanmam oldu. Dertsiz, tasasız, gereksiz rahat, yer yer ciddiyetsiz duran bir tasarımcı; her müşterinin hayali. “Yok ya, öyle olmaz!” demem için bir hayli beklemek gerekiyor. Ilımlı ve mutlu yaklaşımım daha ne kadar sürer bu tarz işlere bilemeyiz ve hatta söz veremeyiz tabii.

Dizi izleme periyodu azaldı (bkz. daha fazla sosyalleşme ve dizilerin birbiri ardına ertelenişi). Şu ara hayatımda bir tek Bevely Hills 90210 var desem yeridir, bu blogu okuyanları şuracıkta kaçırmak için en güzel sebeptir.

Daha fazla özel hayattan bahsetmek istemiyorum, sıkıldım.

Şu bilgileri paylaşmakta fayda olabilir fakat:

– Fesleğen pestosunu evde yapınca niye 1 haftada tepesi küf kaplıyor?
– Tavuğu tavada zeytinyağı ile yüksek ateşte çabucak ve az yakarak pişirip sonra üzerine soğan karamelize edip bir de beşamel sos dökünce şahane oluyor. Ek olarak bir takım sebzeler de zeytinyağında çevrilip üzerine dökülebilir.
– Cin biberler alıp ipte kurutup sonra Rondo ile çekince şahane pul biberleriniz oluyor. Çekirdekleri de içinde olmalı, daha acı olmalı. Hatta bu o mevzu bahis tavuğu cızbız kızartırken üzerine dökülmeli.
– Kakaolu kek tariflerine tarçın, fıstık ve zencefil ekleyince şahane oluyor!
– Lipton mürdüm erikli çay çok güzel.
– Eğer apartmanınız sıcak suyu depodan veriyorsa kışın saçlarınız kötü ve kepekli olabiliyor.
– La Senza’nın pazen pijama altları çok başarılı; hem sıcak, hem yumuşak.

Evet, ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Umarım şu “blog yazamıyorum” lanetini de yenmişimdir.

Hayır, yazsam ne olacak ki? Onu anlamadım…

Advertisements


4 Responses to “Olan-biten”

  1. 1 betül

    vay, bilog yazmış!
    belki de pestoya domates salçası muamelesi yapıp üzerini kaplayacak kadar zeytinyağı koymak gerekirdir? sonuçta içinde yok mu zaten zeytinyağı?

  2. ya yazdı sonunda; kitap telaşı yaradı diyebilir miyiz?
    pestoya gelince, herkes aynı yorumu yaptı tabii ki ve tabii ki herhalde üzerine zeytinyağı koydum ve içinde de var. ama dediğim gibi, çılgıncasına küfleşiyor, püf!

  3. 3 közde biber

    salçanın üzerine zeytinyağı mı koymak mı lazımmıs…hm bak hemen bişi öğreniverdim ;)

  4. 4 Hikaru Noir

    başarılarınızın devamını dilerim..


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: