Hayat ne normal esasında, böyle sınavlar falan…

28Dec10

Dünya hayatı insanın sınava tabi olduğu bir yerdir. Ahiret hayatı ise bu sınavın ölçülüp, değerlendirildiği ve karşılığının verildiği yerdir. Kur’an’ın bildirdiğine göre insan gayesiz ve hedefsiz yaratılmamıştır. İnsanın yaratılışının bir anlamı ve amacı vardır. Bunun için insanın hayatın anlamını kavramak, neye, niçin inandığını bilmek zorundadır. Bir amaç için yaratılan İnsanın dünyadaki görevi; Allah’ı tanımak, bilmek, inanmak ve ona kulluk etmektir. İnsanî ve Ahlâkî değerlere bağlı kalarak yaşamak ve sonsuz hayata hazırlanmaktır. Maddi yönü ile de dünyadaki varlıklardan helal sınırlar içinde yararlanıp, varlığını sürdürmek, hayatın sırlarını gücü yettiğince çözmektir. Allah, insana dünya hayatındaki imtihanda başarılı olması için ona akıl, irade ve düşünme gibi üstün yetenekler vermiştir. Ayrıca bu imtihanında yardımcı olmak için, kitaplar ve peygamberler göndermiş ve insanı sorumlu tutmuştur. Gönderdiği peygamberler ve kutsal kitaplarla hiçbir iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını bildirmiştir. Bunun için insan, Allah’ın verdiği ömrün kıymetini iyi bilmeli, hayatının her alanında güzel davranışlar sergilemeye özen göstermelidir.

Dünya Hayatının Sonu: Ecel ve Ömür, http://www.dindersim.org/

Dine bu kadar yakın durarak başlamam kafalarda soru işaretleri yaratabilir tabii. Ve fakat, dinler ve kitapları, bu ara iyice içimize giren kendini geliştirme (mutlu olmaca) öğretilerinden ve kitaplarından ne kadar farklıdır? Psikolojinin bize öğütlediklerinden ya da zekasına güvenmekte şüphe etmeyeceğimiz insanların özlü sözlerinden…

Ortak amaç belli: her şey tıkırında olsun, gülelim, eğlenelim, dokunmayanlar bin yaşasın, her şeyi Pollyanna misali olumlayalım, vb. Sufilik de, Budizm de üç aşağı beş yukarı bunları öğütlüyor sakince.

Ve, hiçbirimiz ne Sufi bilgeliğine ne de Buda sabrına sahibiz. Tüketim toplumu adı altında gruplaşıp kapitalizmin besledikleriyle kendimizden geçip sonra da kaybettiğimiz iç huzurlarımızı bulacağız diye bir biri ardına elimize kitaplar alıyoruz. Anlamaya, düşünmeye, çözmeye çalışıyoruz. Bu güne kadar öğretilen başarı tanımlarını hep beraber tekrar yazmaya gayret ediyoruz. Başarılarımız her ne kadar elde etmek ve tüketmek üzerine kurulmuş olsa da, böyle bir şey yapmıyormuşcasına meditatif kaçışlar kurgulamaya çalışıyoruz. Koskoca Egolar neye uğradığını şaşırıyor. “Haydi, sil baştan!” demek o kadar kolay mı sanıyoruz?

Tam bu noktada bir yakınma, bir feryat figanlar başlamalı esasında. Oysa ki, hayır! Çünkü bir sorun yok! Çünkü Kur’an‘da da dediği gibi hayat bir sınavdır.

Şahsen, öbür tarafa bir hazırlık olarak görmüyorum. Bu şahsi fikir pek tabii ki öbür dünya inancımın olmamasından kaynaklı. Gidip görmediğim şeylere inanmam pek; matematiksel doğrularla gelin! Gidip gelene de hiç rastlamadım ve ona nasıl inanacağım? Her neyse, zaten mühim olan bundan sonrasındaki hayat/boşluk/bilinmez değil. “Burada adam gibi durmazsan, orada sıkarım ümüğünü” diye kimseyi korkutmaya da lüzum yok. Korkuyla geliştirilecek iyi tavırlara hiç mi hiç gerek yok…

Aslolan daimi iç huzurdan ibaret. Orası/burası bir yana, tam şu anda nolduğunla alakalı biraz, sanki. Dün yediğin hurmalar napar, bugün yediklerin gelecekte nereden çıkar pek bilemesek de, tüm dert-tasa oradan besleniyor, en azından bundan eminiz. Bugün burada iyi ve doğru durduktan sonra, varsa bir öteki dünya iç huzuruyla oraya da gidebileceğimizden de emin olabiliriz.

Her yakındığımız içimizi yerken, hep bir farkındalık post-it’i gibi alınlarımıza yapıştırmamız gereken bu sınav mevzusuymuş gibi geliyor. Artık siz “Hayat bir sınavdır!” mı yazarsınız, Einstein’dan “Hiç hata yapmamış bir insan, yeni bir şey denememiştir,” lafını mı alıntılarsınız bilemem…

Özetle, hayat denen şey bir deneyimler (sınavlar) silsilesi. Burada önemli nokta, sürekli aynı hayatı tekrar edip durup, ders alamıyorsanız bir problem vardır. Psikoloji bunu olgunluk ile eşleştirir, olgun insan kavramını “kötü deneyimlerden ders çıkaran” olarak tanımlar. E, işte tersi durumda, sürekli aynı şeyleri yaşayan, bir bataktan çıkamayan, her şeyin hep kendisi için ters gittiğini düşünen kişi olursunuz. Hep siz şanssızsınızdır! Tüh-tüh‘tür. Psikoloğunuz da size seratonin salgılatacak ilaçlar yazar, arkadaşlarınız inatlarınıza karşılık sürekli “sıkma canını” diye pışpışlar ve uzar, sevgiliniz daha çok ışık saçan yere doğru sinek gibi uçar, ve saireler.

Ve, yine Einstein amcadan alalım kapanış parçasını:
Aptallığın* en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.”

*: Aptallık, delilik diye de çeviriliyor bazı yerlerde. İngilizcesi insanity. Bana sorarsanız ise; beyni kullan(a)mamak.

Advertisements


One Response to “Hayat ne normal esasında, böyle sınavlar falan…”

  1. ben bida gelsem sümüklü böcek olarak gelmek isterdim


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: