Kibinonbi

02Jan11

Her yeni yıla bir umutla yaklaşıyor, arsızca binlerce dilek sıralayıveriyoruz birbiri ardına. Bu ilkokul kompozisyonu giriş cümlesi ne kadar primitivse, dilenirken oluşturulan istekler de bir o kadar temel ve yaşamsal sıradan ihtiyaçlar olarak duruyor. “Yeni bir ev, yeni bir araba, yeni bir aşk … daha az alkol, daha az sigara, daha az hata” gibi şeyler dileniyor. Her pazartesi rejime başlarcasına…

Gün başı, hafta başı, ay başı, yıl başı; dönüm noktaları gibi belleniyor ve herkes kendisi için iyi olduğunu düşündüğü şeyleri istemekten hiç sakınmıyor kendisini. Ne mutlu! Demek ki, hepimiz ne kadar iyi niyetli ve iyi dilekliyiz hayata karşı.

Peki, ne kadarı oluyor o dileklerin? Ne kadar fazlası oluyor o öngörülenler haricinde? Hayat, bize dilediklerimizi mi sunuyor yoksa aklına eseni mi? Hayat mı biliyor neyin doğru olduğunu, biz mi?

Herkesin doğrusu kendine pek tabii. Oturup birbirilerimizin doğrularını masalara yatırarak pek de yol alamayız. Daha çok, doğruları yatırır, masadan beğendiklerimizi alır, beğenmediklerimizi koyarız kapının önüne. Böylece herkes kendinden mesul, kendi hayatıyla kalır başbaşa.

Hayattır ağır top olan, ne tartışılan arkadaşlar, ne gelip giden sevgililer, ne de aile büyükleri. Onların da doğru bildikleri hayatın öğrettikleridir, tecrübe dediğimiz. Esasında hiçbirimiz de başkalarının tecrübelerine körü körüne sarılmayı da istemeyiz. İsteriz ki, bir rahat bırakılalım, bir de biz bakalım tadına, anlatmakla olmaz çünkü, yaşamakla olur. Hem zaten neydi: deneyimlemekti yaşamak, karışmayındı işime.

Her şey bir sebepten dolayı var olur ve olan da olmuştur hep (bkz. Lost, “Everything happens for a reason. What happens, happens.“) Hayat, senaryosunu yazmış, kurgulamış beklemektedir kapıda. Bize ise onu yaşamak kalır, çok da müdehale etmeden. Yo, edin dilerseniz, ben bir şey diyemem, hayat illa ki der nasılolsa. Sadece bir şeye izin verir o, seçimlere. Her “tüh tüh”ün berisine baktığınızda, çoktan seçmeli binlerce şık sunulmuştur oysa. Biz ise, karakterimize, o anki halimize, dış faktörlere ve benzerlerine göre gözümüze hoş duranı seçeriz. Sonra da boşu boşuna “lan niye böyle oldu şimdi?” sorarken de bulabiliriz kendimizi, “eheheh ne şanslıyım lan!” derken de…

Suçladığımız da, kendimize pay çıkartmaya çalıştığımız da esasında yoktur. Sadece kendimiz, kafamızdakiler ve kafamızın yaşadığı hayat vardır. Roller biçilmiştir biçilmesine de, doğaçlamaya da izin vardır. Kurgusal bir bilgisayar oyunundan farkı yoktur. Questler birbiri ardına duruyordur, seçersin, beğenirsin, alırsın gidersin, yaparsın, yapmazsın, yenisini alırsın, yenisini göremezsin, beklersin, sıkılırsın, sıkılırken keşmekeşe düşersin, vs.

Herkesin dileğine sonsuz saygımla beraber, herkese kendilerine eğlenceli gelecek ve yaşamaya değer bulunacak tercihler diliyorum bu yıl. Kendime ise en başta huzur, sonrasında ise sabır diliyorum -siz sevenlerimin bir nebze iyiliği için :)

Güzel 2011’ler!

 

Advertisements


No Responses Yet to “Kibinonbi”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: