Tan vakti üzerine…

12Oct11

Üç kere ismini söyleyince gelen öcüler gibi… Zaten orada olan, nefesi her daim ensede hissedilen sinsi bir gölge. Geçmişin karanlık tarafları. Bilincin altında yeşeren günah tohumları belki de.

“Neden?” diye sormaktan dillerde tüyler biterken, pireler berber, develer telal iken; bir küçük masalla kandırılamayan o çok bilmiş kız çocuğu gibi.

Bazen, hayattan kaçarken uyumayı tercih eden bilincin bir küçük feyk atması bu sadece. Kaçtığınla yüzleşmen için, soğuk bir kış sabahında servise uyandırılmak kadar gıcık bir dürtüş. “Aç gözünü, aç! Aç da bak etrafa”

Gözünü kaparken, bilinci kaparken UPS’in devreye girmesi ve sürpriz: Enerji kaynakları tükenmedi! Bak hala buradayız, tam arkandayız. Rahat bir nefes almana izin verdik de ne oldu? O kadar kolay mı sandın… Al bakalım! Bir hisset de geri geldiğimizi, görelim!

Öcüler, adamadamlar falanlar yok! Tek bir öcü var, hah, tam üstüne bastın!

Bedenin hafızasında tutarken bunca şeyi, sen unutabileceğini mi sandın? 

En azından denedim. Ve, devam edeceğim.
Kışt!

Advertisements


No Responses Yet to “Tan vakti üzerine…”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: