“Choose the best”

29Oct11

Olasılıklar her ne kadar değişik yüzdeler üzerinden anlatılsa da, esasında hepsi %50-%50 dengesinde duruyor. Basit bir örnekle açıklayalım: “Yarın yağmur yağma ihtimali %80” dense bile, yağmur ya yağar, ya da yağmaz. Her hangi bir şeye “olabilir” dense de, bir şey ya olur, ya olmaz. Bulanık bir sonuç oluşması gibi bir durum yok yani. Bir şey ya var ya yok; hem olmuş hem de olmamış gibi olan hiçbir şey yok.

Bu yüzdelerin dallanıp budaklanması diğer etmenlerin de devreye girmesiyle sahne alıyor. Basit mantık hesabı: “Yarın üşüyecek miyim?” sorusuna %75 dememiz için “yarın yağmur %50 yağacak,” “yarın %50 ince giyineceksin,” ve “yarın %50 geç saatte dışarıda olacaksın,” gibi üç durum değerlendirmesi gerekir. Bunların sonucunda bu üç durumda oluşursa sen üşümüş olursun. Olasılık hesabı her ne kadar %75 kötü ihtimal verip %25 seni korumuş olsa da, sen ya üşürsün ya da üşümezsin. Esas sonuç her zaman %50’dir.

Üşümemek için, üşüme eylemine etki eden faktörleri kontrol etmen gerekir. Yağmur yağma ihtimali varsa, kalın giyinip erken saatte evine dönmeyi denersen %50 kazanma şansın vardır. Hala %50’dir ama, çünkü emin ol senin kontrol etmediğin başka girdiler de vardır bu denklemde. Misal, evin ısıtma sisteminin o gün bozulacağı tutar; olmayacak iş değil.

Eğer sen yağmur yağabileceğini bilerek ince giyinip sokakta oylanır ve bir de evde bozuk ısıtmayla yüzyüze gelirsen senden şanssızı yoktur! Ve, hep kötü şeyler senin başına gelir zaten.

***

Depresyon kafası böyle bir şeydir. Hayatındaki tüm %50 negatif gitmişleri bir araya toplama becerisidir kendileri. Cidden bir beceridir bu. Çünkü emin ol %50 olumlu gitmiş şeyler de vardır etrafında. Sen, %50 olumsuzlukla sonuçlanmış şeyleri alırsan merkeze, evet senden zavallısı yoktur.

Psikologlar, kabaca söylemek gerekirse, olumlama çalışmasıyla %50 iyi giden şeyleri merkezde tutmaya çalışırlar. Pek tabi karşına geçip asla “Aaa, evladım bak ama karnın tok, sırtın pek,” gibilerinden cümleler kurmazlar. Onu arkadaşlar, dostlar, akrabalar yapar. Psikologlar ise senin kendi içindeki %50 olumluları bulmana yardım ederler. Bir nevi fener tutarlar yolunu bulman için. Bunu bazen arkadaşların da yapar, bazen dünyada olan diğer olaylar, bazen başına gelen çok çok daha kötü bir şey… Ama, en güzel sen yaparsın. Çünkü, diğerleri kıyaslamalar üzerine kuruludur. Sen kendinle kaldığında referans alacağın bir şey yoktur; tek başınasındır ve tek olan şeyi başka bir şeye mukayese edemeyiz.

“Mutluluk tercihtir,” demek böyle bir şeydir; eline feneri alıp %50 olumlu olanlarla yapılan bir AR-GE’dir. Referans yoktur; kendini durumları daha kötü olanlarla kıyaslamazsın. Durumlarını kendi arzularına göre değerlendirirsin. Bir nevi “ne istedim-ne oldu” taramasıdır.

Şu an içinde bulunduğun durum fena halde içini bunaltsa da, tümden gelim yöntemiyle bu durumu oluşturan parçalara inersin, onlara tek tek “ne istedim-ne oldu” diye sorarsın. O parçalar senin isteklerine göre şekillenmiştir zaten. Olan bir durumu ya kabul etmişsindir, ya da red. O zamanlar, olumsuz gördüğün için red ettiklerin de, olumlu görüp hayatına soktukların da işte tam olarak şu anı yaratmışlardır. Bütün, tüm ağırlığıyla kucağındadır. Üzgünüm ki bu gerçeği sen yaratmışsındır, sen istemişsindir. Ne kadar şanssız olsan da, şanssızlıklarınla kurduğun ilişkidir seni şu an daha da şanssız hissettiren. Evet, hala tüm aksi şeyler seni buluyor değil mi?

Pozitivizm kitapları “kötü enerjiyi çekme arkadaşım!” derken esasında cinli, büyülü, öcülü şeylerden bahsetmemektedir. Belki de, kafa bulandırmadan cici cici bir şeyleri anlatmak için basitçe “çekme işte!” demişlerdir. Ne bileyim, vakitleri yoktur anlatmaya mesela.

Ama, durum basittir: Bütün, parçalardan oluşur. Parçaların olumlu/olumsuz durumları bütünün olumlu/olumsuz durumunu etkiler. Parçaları olumlarsan, bütün de olumluya o kadar yaklaşır. Sonuç olarak da sen ya mutlu olursun, ya da mutsuz.

***

Kombinin bozulması tabi bir şanssızlık. Sıkma canını, 2-3 güne tamir ederler. Allahtan bugün şemsiyeyle çıktın ve kalın giyindin ve sokaklarda çok dolanmadın. Hah, şu kalın hırkayı da iyi ki almışsın. Şimdi termofora su kaynat koy, bir de battaniye, hadi kanepeye uzanıp o güzel filmi izlemeye!

Var mı senden iyisi…

Advertisements


No Responses Yet to ““Choose the best””

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: