Archive for November, 2011

Hemen bir ikilem: “Hayatta istediğin ve olmayan bir şey var mı?” sorusuna verilen yanıt ile “Neyi görmek istediğine göre değişir her şey,” arasında bir yer. Birincisinin yanıtı olumlu olduğu için bir çırpıda kendini şanslı adledip her şeyi bir kalemde silip geçebilir misin? “Aman evladım, etrafta söyleme, .ıçını kaşı!” der gibi oluyor kollektif bilinçaltı. Ama, bunun […]

Rate this:


Ütü Bezi

23Nov11

Tüm kadınlar ütüden nefret eder. Erkekler ne yapar bilemiyorum. Kadınların ütü yapma nefreti üzerinden yapılmış bir reklam filmimi bile var artık. “Allaaah!” diyen ütü bile var, daha ne olsun! (İnanmıyorsanız, youtube’da aratın.) Girişten anlaşıldığı üzere ben de ütü yapmayı sevmem. Hayır, travmam var diyeceğim, bir işe yaramayacak. Kim çıkacak da bana “ütü yapamaz” raporu verecek […]

Rate this:


Tepetaklak

17Nov11

Keyfim çok yerinde, Allah bozmasın. Lakin, gerçekten böyle bir allak bullak olmuşluk yapıştı kaldı orama burama. Zihinsel ve ruhsal olarak tepetaklak olmuşum. Daha da beteri, fiziksel olarak tepetaklak olmuşum, iyi mi? Bunca zaman sonra cıvık cıvık yazarken buldum kendimi mesela. Tam olarak içimden geçen de bu zaten; içim cıvımış olabilir mi? “Sinir sistemini şöyle bir […]

Rate this:


Hediye

14Nov11

Eskiden, haftalar öncesinden başlardım “Ne alacağım?” diye düşünmeye. En güzeli, en özeli, en istediği olmalıydı. Bu kadar zevkli ve neredeyse her şeye hakim olan bir insana da bu kriterlerde hediye alabilmek bir hayli zordu. Ama, mühim olan düşünmekti, aslolan vermekti ya! Bir de çocuğu olma kotasından kazanıyordum tabii… Sonra, o gidince en zor günlerden biri […]

Rate this:


O taraftan bu tarafa geçme günlerinden en acıklısıyla başbaşayız. Tabii henüz bu en acıklısı mı bilemiyorum ama yeterince etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Yaparken, yapan kişi olmak ne de kolaymış meğerse! O zamanlar sanıyordum ki söyleneni daha iyi yaptıkça bir numara ben olacağım. Ne saçma! Sanki dans dersine başlamış ve sürekli “Aferim,” denmesini bekleyen evin pembe kızı… İşte […]

Rate this:


Mert Kayasü ve Deniz Özkut’a sevgilerimle… Önce kitabı okuyup sonra filmini izlemeyeli çok zaman olmuştu. Unutmuşum, ne de keyifliymiş! Hele bir de böyle kitaptan uyarlaması daha da güzel, daha da yoğun olunca! Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı diye çevrilmiş romanından bahsediyorum. Filme gelmeden önce, gerçekten uzundur böyle doyasıya roman da okumamıştım. Öyle gürül gürül akıyordu ki […]

Rate this:


Önünü çok iyi görememenin tedirginliğiyle kesik kesik attığı adımlarının ve kısa iniş-çıkışlar yapan nefesinin sesi duyuluyordu sadece. Aralarda bazen belki bir çıtırtı, bir kuru dala sürtünme sesi, o kadar. Gerisi tamamen sessizlik. Her zifiri sessizlikte olduğu gibi bu karanlık gökyüzünün altında da sadece kendisinin çıkardığı sesler vardı. Ve yine, kulaklarda yankılanan o koca sessizliklere ait […]

Rate this: