İmkansızın Şarkısı

07Nov11
Mert Kayasü ve Deniz Özkut’a sevgilerimle…

Önce kitabı okuyup sonra filmini izlemeyeli çok zaman olmuştu. Unutmuşum, ne de keyifliymiş! Hele bir de böyle kitaptan uyarlaması daha da güzel, daha da yoğun olunca!

Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı diye çevrilmiş romanından bahsediyorum. Filme gelmeden önce, gerçekten uzundur böyle doyasıya roman da okumamıştım. Öyle gürül gürül akıyordu ki bir buçuk haftada bitiverdi 350 sayfa. (Ne 100 küsür sayfalar var da ayraçlarıyla duruyorlar!)

Okurken zaten “Filmi olmalı bunun, ne güzel olur,” diyordum ki allahtan sonuna az kala bir filmi olduğunu keşfettim. Kitabı alelacele bitirip koşa koşa filmin başına oturdum ki ne göreyim!

Kitap uzun, film daha çok çarpıcı noktaları ortaya çıkartmış. Diyaloglar kitaptaki gibi ama filmde daha etkileyici. Tam burada yönetmenin hakkını vermek gerekiyor; duyguları, biz okurken kafası dağılan ve alamayan okuyuculara patır patır vermiş. Es geçtiği olaylar yerine, yoğunlaştırdığı ve uzun uzun hissettirdiği sahneler paha biçilemezdi. Bir yandan Japon atmosferi ve minimalizmi at koştururken, bir yandan her cümle ayrı ayrı oturuyordu yerine. Çok mu abarttım bilemiyorum ama sanırım bu 350 sayfanın 2 saatte yoğun bir şekilde hatmedilmesinin etkisi. Tabii, kitapları okurken aralara giren günler, ortamlar hissiyatı etkiliyor.

En etkilendiğim bölüm ise şüphesiz ölümü anlattığı kısımdı. Kaybetmek, kaybedilenin arkasından atılan çığlıklar şiddetli okyanus dalgaları ve iç gıcıklayan keman sesleriyle en yoğun şekilde tam karşımızda, hatta içimizdeydi. Tiz keman sesi, gerçekten içerlerden bir şeyleri söküyor, dalgaların sesleri ise ağlayarak haykıran kaybetmiş insanoğlunun en muhteşem yansımasıydı.

Demek ki neymiş, Japonlar bir takım işleri iyi yapıyormuş. Böyle sığ bir cümleyle bağlamaktan kaçamıyorum çünkü cidden düşündüğüm bu. Genel olarak hisleri anlatamayız, anlatılsa anlamayız ve sadece yaşayınca hissederiz ya, işte bu paylaşılmaz olanı paylaşılır kılabilmek de bazen olabiliyormuş…*

Her geçen yılın ilk günleriyle birlikte ölülerimden daha da uzaklaşıyorum. Kidzuki hala 17 yaşında. Naoko 21…
Ve bu sonsuza kadar böyle…

*: Ki, şu yazıyla hiçbir şey anlatamadığıma inanıyorum.

Advertisements


No Responses Yet to “İmkansızın Şarkısı”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: