Tek kelime etmeden

07Dec11

Öyle çok ve öylesine karışık hisler içindeyim ki bunları birebir anlatabilecek tek bir sözcüğüm yok. Esasında, tek bir sözcük arıyorum; bulsam, söylesem ve karşımdakiler “hmm” diyerek kafalarını sallayıp anladıklarını bakışlarıyla anlatsalar. Niye bu kadar anlaşılmak istiyorum? Paylaşabilmek için, bir ve bütün olabilmek için. Aynı anda aynı şeyi hissedebilmenin tarifsiz hazzını yaşabilmek için. Aşk, bu mu?

Tek bir kelime lazım. Mesela “Armut!” diyeceğim ve herkes başını anlıyorum nidasıyla sallayacak. Ya da, sallamayacak bile, bakacak sadece. Bakacak ya da başıyla onaylayacak ama ben inanmayacağım ki! İçimden bir şey hep “Asla benimle birebir aynı şeyi hissediyor olamazsın!” diyecek hep. Bu, hissimin üstünlüğünden gelmeyecek, hissimin acizliğinden ya da biricikliğinden de gelmeyecek. Sadece asla kimsenin birebir aynı şeyi hissedemeyeceğine olan inancım yapacak bunu. Bu noktada belki de tek bir beklenti kalıyor elde avuçta: Saygı. “Anlamaya çalışıyorum ama yapamam, o yüzden hissine saygı duyuyorum,” demek gibi. Demesin ama, baksın sadece, gözlerin siyahındaki derinlikte görebileyim. O derinliklerde mi gizli Aşk?

Hiçbir sözcük aramıyorum esasında çünkü yok biliyorum. Hislere tercüman olabilecek kelime sayısı belli, onlarla idare etmek gerektiğini biliyorum. Ama, diyorum ki bazen, bi’ tane olsa, sihirli sözcük gibi bir şey, söyleyince pıt diye değişse her şey! Zaten beş dakikada bir değişmiyor mu her şey? Spontanlıklarda mı Aşık oluyoruz?

“Allah!” desem, “Yüce Tanrım,” desem, “bütünlük,” “birlik,” desem, “Yoga!” desem, “denge,” desem, “huzur,” desem… Hepsi başka değil mi bunların? Peki ya hepsi bütünse? “Her şey” aşksa?

“Aşk,” desem -ki başından beri bir çok kez dedim, “Sana bilmem kimi ayarlayalım!” denecek. Yalnızlık Allah’a mahsus desek hep beraber, bunda hem fikir olsak ve ama ben yine de yalnız hissetmediğimi anlatsam. Tek başıma daha bütün olduğumu, daha mutlu, daha huzurlu ya da yeri gelince acımı da özgürce yaşabildiğimi ifade etmeye çalışsam. I-ıh, o bakışı göremeyeceğim. Acaba ben de öyle bakamadığım için mi? O bakışı çalışsam, sokaklara çıksam, tek tek herkesin gözünün içine baksam, arasam tarasam, bulacak mıyım? Zorla güzellik olmaz, gelmesini beklemek lazım. Aşk mıdır hep beklenen?

“İnsan-ı kâmil müritler/mürşitler arıyorum,” diyenler bile buldukları aşıklarını yine Aşk uğruna yitirmedi mi? Her şey gelir, her şey gider, bir tek sen kalırsın. Sen, senle kaldığında mı gelir gerçek Aşk? Sen kendine samimi olabildiğinde, sen kendinin farkına varıp tüm şefkatinle kucakladığında mı kucaklarsın Aşkını? Aşk mutluluğun mudur? Tek arayış hep mutluluk mudur? Mutluluk öğretilmiş bir doğru olabilir mi? Aşk, öğretilmiş bir yanlış olabilir mi?

Tek bir kelime var, tek kelime etmeden durunca, durabilince var olabilen. Kelimelerle anlatılamayan, yapabilince hissedilebilen. İşte onu arıyorum gözlerinin derinliklerinde, uçsuz bucaksız kara deliklerde. Ben bakabildiğimde ve sen baktığında göz göze geleceğiz, biliyorum.

Hiçbir söz söylemeden, gözlerinin en dibine bakabilmek mi Aşk?

Advertisements


No Responses Yet to “Tek kelime etmeden”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: