Tüm kapıları aç!

09Dec11

Uyarı: Günlük tadında bir post olacaktır.

Her şey kötü diyebileceğimiz bir süreçle başlıyor. Aşağı yukarı 2 hafta öncesi, aklım kardeşimde, her şey yolunda demeye çalışırken her şeyin daha kötüye gittiğini fark ediyorum. Bu his tanıdık! Korkuyorum, “Ya yine?” diye. Sürekli kabul etmeye çalışıyorum olanı biteni, her şeyin yolunu bulacağını düşünüyorum, ümit ediyorum. Dua ediyorum, her şeye iyi tarafından bakmaya gayret gösteriyorum. Sonra o gün geliyor, korkudan ölüyorum resmen; kalbim hem kendim için, hem de onun için yine telaşla atmaya başlıyor. Ağlıyorum, ağlamadığım zamanlarda çenemde bir ağrı. Yeni fark ediyorum ki çenemi sıkıyormuşum.

Üzgünüm, korkuyorum, acı çekiyorum, gerginim, bir yandan da duygularım iptal edilmiş gibi, içim bomboş sanki. Hala her şeyin normalinde seyretmesine gayret ediyorum.

“Çaba olmadan.” 

Her gergin olduğumda yaptığım gibi öfkeleniyorum, bağırmaya, en sert şeyleri söylemeye başlıyorum. Gözüme, kafama, ruhuma, kalbime perdeler iniyor, şalterler birbiri ardına kapanıyor. Her hisse kendimi kaptırıveriyorum. Her dakikaya, her cümleye, her ifadeye… Hepsi birer alarm zili sanki!

“Bir his peşinde koşmadan.”

Kardeşim geliyor ama gözüm onu görmüyor. Gözlerim onun dışında görebileceğim her şeyi görebiliyor; geçmişi, anıları, yaşanmışlıkları, acıları, geleceği, arzuları, beklentileri, kaygıları. Tüm olup biteni yaşamama engel oluyorum. Barikatlar koyuyorum birbiri ardına.

“Engelleri korkular yaratır.”

Ona özgürlük sunmak isterken hem onu hem de kendimi ölesiye sıkıyorum, canını alacak gibi. Yavru kedi sevmeye kalkan küçük çocukların, sevgiden çok sıkarak kedicağızı öldürmesine benziyor her hamlem. Suyu durdurmaya çalışıyorum önüne barikatlar çekerek, akacağı yönü şaşırtmaya çalışıyorum. Tekrar tekrar güç bende sanıyorum.

“Her şeyi toprağa bırak.”

Sonra fark ediyorum ki 3 haftadır doğru düzgün yoga yapmamışım; 1 kere kendi kendime, 1 kere de bir arkadaşıma yaptırmışım -ki o zaman yoga yapamıyorsun gibi bir şey var. Bahanelere bakıyorum: Yoga dönemi sonrası overdose ile bir hafta, menüstrasyon, misafirlerim var ve kardeşim diye 1 hafta, en son haftayı ise kendimden geçip her şeyi koyvermekle geçiriyorum. Son bir hafta eski öcüler hortluyor, tekrar o kaygı yumağı olmaya başlıyorum. Bir yandan bilmiş bilmiş “Yoga yapmalıyım, dengem bozuldu zaar,” derken, bir yandan da sıfır hareketle sadece izliyorum. Eylemsizlik bu sanıyorum, eylemde bulunmazken.

“Hislerin birbiri ardına geçip gitmesine izin ver.”

Her şeye izin verdim sanıyorum. Sanıyordum. Bugün yine bir şey öğrendim. Eylemsiz olmayı, kalbi açmayı; tüm kapıları ardına kadar açabilmeyi. Suyu akmasına izin vermenin ne demek olduğunu bir kez daha gördüm. Her zaman bu kadar kolay olmuyor ama, olduğu zaman ne olabildiğini gördüm.

“Yoga şu an oluyor.”

Bugün, berbat geç kalkmalarımdan biriyle kapalı ve yağmurlu ya da ne yağdığı belirsiz bir güne uyandım. “Yoga yapmalıyım, yoksa haftaya matları yalayacağım,” dedim. Önce sabah ya da saat 11’de diyelim, kahvaltımı ettim. Sonra kendime dizi izleme, oyun oynama izni verdim. Sonra canım kardeşimle konuştum. Her şey yolunda! Elimde upuzun bir yoga workshop’u videosu var, o aklıma geldi hangisinden yapsam derken. Onu televizyonda açayım, bir yandan dinleyeyim tüm konuşmaları, bir yandan büyük dilimine yayılan asanaları yapayım diye düşündüm. Kendimce eve workshop gelmiş gibi bir kurgu uydurdum. Şahane! Videolar mp4 formatında, DVD oynatıcı açmaz. Hmm. Avi formatına çevirmek lazım. Çeviricim expire etmiş! Bunu anlamam baya uzun sürdü; yarım saat falan uğraştıktan sonra dönüştüğü sandıklarım, her şeyi hazırlayıp havaya girip TV başına oturunca hüsrana uğrattı: hepsi 5 dakika sadece! Bkz. programs trial versions.

“Eylemin kaynağına yakınlık.”

Telefonda konuşurken kardeşim onun bilgisayarında yapabileceğimi ve programın adını söylemişti. Hadi dedim üşenmeyeyim, bu kadar niyetlendim, gidip yapayım şunları. Demeye kalmadı, kapı çaldı!

“Dışardan gelen tüm seslere açık olun.”

Kuzenim, aynen benim rica ettiğim gibi kedi mamasını ve kardeşimin istediklerini getirmiş. Saat 3 falan, bu kadar erken beklemiyordum. “Gel, oturalım biraz,” dedim, aklım yogada. “E, hadi git, yoga yapacağım,” da denir de, hadi demeyeyim, hadi germe etrafı dedim. Çay, kahve, sigara, muhabbet. Durumu anlattım, çevirmeye gittik videoları. Merak etti, baktı birine. Cidden merak etti, ben “Aaaa bak bak!” demeden. Sonra kendiliğinden bir takım yoga videolarına bakarken bulduk kendimizi. Sonra bitti çevirme işi, çaylar da bitti. Ama sohbet yoga olmuştu. “Dur sana göstereyim o hareketi,” cümlesiyle salonda bulduk bu sefer kendimizi. Bir iki hareket gösterirken bir baktım soyunuyor! “Ben de deniycem!” “Dur şekerim, bi’ yerin kopmasın ama, ısınmak lazım…” “Şort var mı?”

“Kendiliğinden aksın.”

Savasanasına kadar 2 saat yoga yapılmış! Hazırlık yok, program yok, beklenti yok, talep yok! Yoga sohbetli, hareket düzeltmeli, anatomi bilgili 2 koca saat geçmiş! Hem de kuzenim sayesinde 2 kere daha handstand yapmışım!

“Hiçbir çaba olmadan.”

Sonra gitti, artık yoga yapacak hal kalmamıştı tabi ben de ki yapılacağı yapılmıştı zaten. Sırf meraktan, gittim videoları çalışıyor mu diye bakmak için koydum. Komiktir ki hem avi’ler, hem de mp4’ler açılıyor! Ne yani, boşu boşuna mı çevirmeye çalıştım?

“Yoganın yan etkileri esasında bunlar.”

Kendimi tekrar ters çevirmek için, birine daha yoga yaptırmak için, bunca şeyi anlamak içinmiş meğer. Bir kişiyle daha çalışınca ortaya çıkan harika yan etkilerden bahsetmiyorum bile; beden hakkında yine ne çok şey öğrendim bugün de! Birini daha yoga dünyasına adım attırmak içinmiş, yine bir görev varmış gizlisinden. Meğer, kaybettiğim(iz) dengemi(zi) kat be kat geri alabilmek içinmiş bütün bu tuhaf tesadüfler. Tesadüf diye bir şey var mı?

Tıpkı 2 hafta önce ısrarla yoga yaptıracağım kişiye değil, “Aaa ben de geleyim,” diyene yaptırmam gibi. “Bugün çok kötü, ne yapacağım?” derken yapılacakların bana gelmesi gibi. “Hava çok kötü,” diye üzülürken kocaman bir güneşin doğup tekrar ümit vermesi gibi. Her şeyin tekrar akmasına izin vermek gibi…

“Açık olun, oradaki acıya açmaya çalışın kendinizi, çabalamadan…”

Çalan kapıları açıp konukları davet edince ve onları her haliyle kabul edince, hayat da tekrar seni akışına davet ediyormuş, sıcacık gülümsemiyle kabul edip bağrına bir kez daha basıyormuş.

Kuzenim her ne kadar ben ondan talep etseydim de gelip benle yoga yapacağını söylese de, biliyorum ki bugün ki gibi olmayacak asla… Teşekkürler!

“Duyarlılık, dürüstlük, açıklık, içtenlik, cömertlik… Güven, tutku, farkındalık, kendiliğindenlik, sahicilik.”

Evet, Yoga is happening now.

Advertisements


2 Responses to “Tüm kapıları aç!”

  1. 1 123456

    eee ben like edemiyorum, şifre mifre diyo bu…

    • wordpress üyesi olmak lazımmış onun için, ama rate this kısmını üye olmayan herkes yapabiliyor ya da yorum yazmak da serbest :))


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: