This time around

13Feb12

Uzundur hiç konuşasım, anlatasım yok. Yer yer oluyor sanırım bu herkese ya da bazıları zaten hiç anlatmıyor baştan beri. Kafam da çok karışık. Bu kime nasıl ve ne zaman oluyor bilmiyorum. Kendim için bildiğim ise, her yeni bilginin içinde bir kaybolmuş hissetmem. Ama tedirginlik yok, çok şükür, onu biraz tedavi ettik…

Herkes, önünü göremediğinde bir tedirginliğe düşüyor. Bir yandan her şey aksın isterken, bir yandan da olana tutunma hali. Daha beteri ise olacağı farz edilene tutunma halidir.

Uzundur yazmama sebebim sanırım uzundur öfke duymamamdan kaynaklanıyor olabilir. Bu kadar tereddütle belirtmeme de gerek yok; eminim ki uzundur öfke beslemiyordum. Besleyebilecek odaklanmadan uzaktım bir süredir. Şimdi, odaklanmamı engelleyen konular yok olduğuna göre, öfke duyma zamanıdır.

Farz etmek için ön görülü olmak da denebilir çoğu zaman. Öngörü zeki insanlara has bir özelliktir diyelim. Üç aşağı, beş yukarı yaşadıklarından deneyim kazanmış, ders çıkarmış ve üzerine birazcık düşünerek yaratabilen insanlar bu meziyete sahiptir. Genel olarak böyle bir şey söz konusu olabilir. Yalnız şu da bir gerçek ki esasında kimse neyin ne olacağını asla bilemez. Olmaz denen şey pat diye önüne gelir, olur dediğin şey bir anda uçar gider. Eşeğini sağlam kazığa bağlayıp tevekkül etmek bir çözüm olabilir. Çözüm ise sorun yoksa yoktur.

Sorunluyken yazmak insanları rahatlatıcı bir şey olmuştur hep. “Yazmasaydım delirecektim,” ifadesi burada bir başka açıdan daha gerçeklik kazanır. Peki ama sorunu yaratmak da yok mudur? İşte tam olarak buna kızıyorum bu ara…

Sorun ne zaman yoktur peki? 5 katlı evin, harika araban, çok paran, sağlıklı bir ailen olduğunda mı? Sanmam… Eminim ki o zaman da yakınacak bir şey bulacaksın. Asla yetmeyecek. Asla çözülmeyecek. Çünkü, asıl olan senin sorun sevici olmandır. Hep kötü şeyler senin başına gelir çünkü sen hep her şeye kötü tarafından bakarsın. İşte böyle böyle denir “Mutluluk bir seçimdir,” diye. Öyledir, böyledir ama her şey ne kadar kötü olabilir ki? Kötünün tanımı nedir? Sana göre neyse, bana göre de o mu olmalıdır? Kim karar vermiştir tüm bunlara? Madem sence o kadar kötüdür, o zaman bunu iyi yapacak bir çözümün var mıdır? Yoktur! İstemezsin çünkü o zaman yakınacak bir şeyin kalmaz ve hayat çok boş olur.

İşte tam da bu aralar, ne oluyorsa olsun, bir şekilde mutlu, huzurlu ve hayatın içinde akan bir insan olmayı öğrenirken karşıma çıkan “Ama bu kötü!”cülere öfkeliyim. Bana sorarsanız kötü olan tek şey onların bir bir karşıma çıkıp bir şeyleri kendi kafalarına göre kötü adledmeleri. E ama, bir sorsanıza bence ne kötü? 

Kötü kavramı her zaman tartışmalıdır. Toplumsal bilinç, öğretiler, kültürler ne derse desin herkesin doğrusu kendinedir. Şizofren bir bakış açısı değildir bu: Sevdiğin insan mutluyken, ona “Bak kötü!” diyerek neyi dayatmaya çalıştığını tartışırım sadece. Seviyorsan gerçekten, tek isteğinin onun mutlu olmasıdan başka ne olabileceğini sorarım. Sen, sorun bağımlısıysan, burada benim günahım nedir?

Uzundur susuyorum, böyle böh diye çıktı bir anda. Ama, herkesin bunları bir ara bi’ düşünmesini dilerim yürekten. Çok konuşmak istemiyorum. Çok anlatmak, açıklamak, göstermek istemiyorum. Yorgunum. Dinlenmeme izin verin istiyorum. Bakın, kafam karışık çünkü yenilerin içinde heyecanla ilerliyorum. Kafamı gereksiz mesailerle doldurmadan akmama yardımcı olun sadece. Yoksa, sizin düşündüğünüz gibi sorun falan yok esasında. Sadece hayat devam ediyor, çok şükür…

Advertisements


No Responses Yet to “This time around”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: