“Orada dur!”

18Apr12

Tüm işlerini bitirmişsin. Yorgunsun. Beden de, zihin de boşluğa düşmüş çoktan. Bir santim kıpırdayacak gücün de yok, bir saniyeliğine çok basit bir şeyi düşünebilecek beyin hücren de yok gibi. Güzel, ılık bir duş alıyorsun. Temiz, mis kokulu kıyafetler… Uzunudur izlemek istediğin bir dizi ya da filmi hazırladın. Oturacağın yere karar verdin. Her şey tastamam. İçin huzur dolu. Şimdi ılık ılık oturup bir şey izleyip yanında biraz atıştırma vakti. Mutfağa gittin, çerezlerini aldın, bir kahve, çay ya da bir bardak kola aldın. Kumanda paneline oturmuş kendinden emin bir uzman gibi kuruldun kaptan köşküne, roket fırlatılmaya hazır, her şey dört dörtlük! Sağa doğru esnerken *pat!* O da ne?

İçmek için hazırladığın çay, kahve ya da her ne ise ona çarptın ve bir koca bardak o sıvı -hadi kola olsun, daha gıcık!- hop tüm bedeniyle yere yayıldı. Ve, sen anlamsızca bakmaya devam ederken de yüzey alanı büyük bir aceleyle genişliyor, yakınındaki kağıtlara, telefonuna ve benzeri şeylere doğru emin adım ileriyor…

“Hah, bu da gelir beni bulur!”

“Selpak nerede? Mutfak! Kalmamış! Hay allahım, banyo! Of, yayıldı her yere!”

“Yahu siliyorum siliyorum yapış yapış… Zaten geçen de bilmem kim de ne gıcıktı öyle! Bak, dur ben ondan bunun acısını çıkarayım. Ne diyeceğimi çok iyi biliyorum!”

“Üç kuruşluk bir şey izleme keyfim vardı! Aman zaten ne yapmaya kalksam kendim için, keyif alacaksam illa bi halt olur!”

“Yok anacım, bahtsız geldim, bahtsiz gidicem…”

“Eeeeh, başlarım keyfine, yatıyorum ben!”

***

Kabında duran ve bir zararı olmayan şeyler bazen kabına sığmaz, taşar. Tesadüftür ya da bir sebebi vardır, fark etmez, ama bir şey olur. Bir hareket, bir eylem, bir akış. Enerji yoktan var edilemez, varken yok edilemez; sadece bir formdan diğerine dönüşür.

Hiçbir sebebi yoktur ama! Değişesi gelmiştir. Tıpkı her an her şeyin değiştiği gibi. Her şey sürekli bir akış halindeyken durana sormak lazımdır “Ne var sende?” diye belki de. İyi ya da kötü, bir şey olunca, olmuştur. Olan olduktan sonra bir sonraki olması gereken olur. Dökülen bir bardak kolaya kızmak da, usulca ses etmeden temizlemek de birer oluştur. Ne iyidir, ne kötüdür. Ne tercihtir, ne de bir ifade. Sadece olmuştur. O olanla kalmaktan başka şans yoktur.

Bazen bir bardak kolayla kavga etmek çok tuhaf dursa da, bazen etmemek de o kadar tuhaftır. Kime ve neye denk geldiğine göre ifade değiştirir. Kıyaslar oradadır. Kıyasladığın an, bir yargıya varman kaçınılmazdır: “Ne iyi …” “Ne kötü …”

O zaman hiçbir his yok mudur? Hiçbir ifade, hiçbir yargı, hiçbir eylem?

Vardır. Hiçtir. Hiçliktir. Hiç olmaktır olagelen. Hiç olmak, hiçbir şeye kapılmadan, orada olanla durmaktır.

Bir bardak kola döküldüğünde, orada dur! Durma tabi mal gibi, sil bir zahmet de; kainatın acısını bir bardacık zavallı koladan çıkartma.

İzin ver, bir bardak kola ayna tutsun aksine, o zamana kadar biriktirdiklerinle yüzleş, bırak yüzeye çıksınlar ve onlarla dur. İtmeden, çekmeden… akışa kendini bırakarak. Kolayla birlikte akarak, yakınındaki kağıtların, telefonun ve benzerlerinin sınırlarıyla karışarak. Birleşerek, bütün olarak. Bütün olduğunu bir kez daha anımsayarak.

Advertisements


No Responses Yet to ““Orada dur!””

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: