“Bir his peşinde koşmadan…”

26Jul12

Yoga, iyi bir şey midir? Yoga, bedeni sağlıklı, zihni dingin, ruhu huzurlu mu kılar? Yoga, bir din midir? Yoga yapmak için esnek olmak mı gerekir? Peki, “yogacılar” et yer mi? Yoga yapan biri sigara içmez mi? Tüm yoga yapan insanlar sakin, dingin, sessiz midir? Tüm yogayla uğraşanlar bilge midir? Yoga yaparak aydınlanmak mümkün mü? … ve benzerleri.

mıhh

Tüm bu Yoga’nın FAQlarınınyoga dünyasına adım atar atmaz havada uçuştuğuna tanıklık edebilirsiniz. Sizle birlikte yoga yapanlardan, dışardan sizi izleyen arkadaşlarınıza kadar, ve hatta kendi kendinize hemen herkes bir soru yapıştırıverir. Sorun değildir bu esasında çünkü sormak güzeldir! Sorarak keşfetmek, tanımaya çalışmak; bir çocuk merakıyla, bir yargısız neşeyle … ama, işin açığı durum o değil!

Yukarıdaki sorulara bir daha bakarsanız, her birinin içinde bir yargı yattığını hissedebilirsiniz. Hadi hissetmediniz, biri sorsun birini, verdiğiniz cevabın akabinde suratına bakın onun. Bir şey demesine gerek yok, bakın. Yüz ifadesinden ne tür bir yargı olduğunu hemen anlayacaksınızdır. Pek tabii bu sorulara “doğru” cevap verme niyetinde değilseniz…

E hadi o zaman, gıcık gıcık cevaplama zamanı:

Yoga, iyi bir şey midir?

Nereden çıkardın ki şimdi? Hayat iyi bir şey midir? Ya da, iyi olmak zorunda mıdır? Kim demiş? “İyisiyle, kötüsüyle,” lafını duydun? Bir yoga dersinden zırıl zırıl ağlayarak çıkabilirsin ve sana ne dense, hissettiğindir aslolan, değiştirilemez. Bir daha yoga yapmamaya karar verebilirsin sonra, yine yapacak bir şey yoktur. Özetle, yoga iyi ya da kötü değildir. Yoga, ne hissediyorsan o’dur. Hayat, ne hissediyorsan o’dur. Yoga, olanın kalbine yapılan tutkulu bir araştırmadır (Godfrey’in Sutra yorumlarından). Olanla kalabilmeye bir davet, o halin içinde bir gevşeme denemesidir. İyi ve kötü, İstanbul’da bir semt adıdır.

Yoga, bedeni sağlıklı, zihni dingin, ruhu huzurlu mu kılar?

Şüphesiz, yoganın yan etkileri genel olarak “iyi, sağlıklı, huzurlu,” olarak yorumlanabilir. Kimine göre huzur sunan bir asana, diğerine göre çin işkencesidir de. Kimisi yogadan dinlenmiş çıkmayı sever, kimisi yorulmuş ve böylece çalışmış olduğunu hissederek. Kimi der ki “yavaşlamayı arıyorum,” kimi ise “ağlıyorum yoga yaparken, arınma bu benim için,” bir başkası “ters duruşlardan sonra çenem düşüyo!” bile diyebilir. Yoga, filmlerdeki gibi sessizce oturup “ommmmm,” diyip durulan mistik bir ortam da değildir, Yoga Journal‘daki pozları kusursuz yapıp kan ter içinde kalmak da. Yoga, “yaparken” bedeninin, zihninin, ruhunun ne tepki verdiğini izlemek ve bir hisse kapılmadan, yargılamadan gözlemleyebilme denemesidir. Olduğu kadar…

Yoga, bir din midir?

Felsefesinden bahsedilince hemen hop “din bu!” dedirtir. Din nedir peki? Yargısız soru bu, herkesin cevabı da kendine. Sadece, öyle duru, öyle insan doğasıyla samimi bir tutumu vardır ki yoganın, insana dinsel bir hava estirir -ki sanırım bu yüzdendir Budizm’in, Hinduizm’in yogadan büyük ölçüde etkilenmiş olması. Bu dinler, yogadan sonra ortaya çıkmıştır, buna dikkat. Din hakkında olumlu ya da olumsuz, herhangi bir yargıya sahipseniz zaten dönünüz ilk soruya: “Din nedir?”

Yoga yapmak için esnek olmak mı gerekir?

Haşa, kütük gibiyimdir çok şükür. “Yogacıyım” da! E nasıl oldu bu? Valla, olmaz demeyin bir deneyin. Hiç etrafta “ay bedenim çok güçlü, çok katı, yogaya çok müsaidim,” diyen duyulmadığı için, genel yargı “esnekler yogayı şapşahane yapar,” olur hep. Hayır, her beden yoga yapar. Her yaş, her cinsiyet, her karakter yogayla haşır neşir olabilir. Herkesin arayışı farklıdır, herkesin hissi farklıdır; herkesin süreci farklıdır. Yoga, sürecin farkında olmaktır, bir his peşinde koşmadan, bir yargıya kapılmadan; olanı tüm açık kalplilikle izleme becerisidir. Tüm bunların bir araştırmasıdır. Hadi kıyak yapalım: güçlü beden esnemeyi, esnek beden güçlenmeyi araştırır; yoga, dengenin araştırmasıdır bütünü korumak için. (bkz. yin ve yang)

Hala inat varsa, biraz Paul Grilley önerilebilir; özetle, kendisi der ki “Her beden farklıdır ve her beden kendi içinde muhteşem bir dinamikle işler”. Ve hatta, yoga hocalarına “Boynun ideal bir biçimi veya şekli olduğu fikri bir efsanedir. Yoga hocaları olarak, görevimiz öğrencilerin omurgalarını ideal kıvrımlara getirmek için tekrar düzenlemek değildir. Görevimiz onlara ihtiyaçları olduğu şekilde hareket etmelerine yardım etmektir,” buyurmuştur.

Peki, “yogacılar” et yer mi?

Valla, bu yogacı dediğimiz her şeyi yer, dikkat! Alkol de alır, yağlı da yer, çok işlenmiş ürünleri de tüketirken basılabilirler. İnsan bu ayol, canı çekince yer. Tutarsa isteğini, seni beni yer. Yani, bırakın yesin. O kadar düşünmeyiniz bunları, kimler neler isterse onu yapsınlar. Et yemek şiddetse, şiddettin kendisi doğada zaten bizimle burada: burada itinayla bakınız balkondan güvercin avlayan sevgili kedim Charlie; kendisini öpüyoruz, seviyoruz hala!

Yoga yapan biri sigara içmez mi?

Bilimsel olarak zararlarını kanıtlanmaya harcanan parayla neler yapılırdı! Ey ahali, SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR! Ağlamak istediğinde tutman, kızınca içine atman, sevinince efendi gibi sevinmen, başkalarına güvenememen, kendini suçlaman da sağlığa zararlıdır. Kullandığın kozmetiklerden, bilgisayar radyasyonuna, elinden düşmeyen cep telefonundan, haberinin dahi olmadığı arka balkonuna bakan cep telefonu vericisine, evdeki kablosuz modemine ve oturup kurarsan binlerce şey daha doğanın sağlığını tehdit altına almakta. Bunlardan biri de sigara. Nasıl ki cep telefonsuz, kablosuz internetsiz, vay efendim klimasız falan “hayatta yaşayamam abiieee!” diyorsan, hah aynen bazı yoga yapan insanlar da “sigara içmeden duramıyorum hacı ya!” diyor olabilir. Temennimiz, yogacısı, tesisatçısı, CEO’su, politikacısı, herkes sigarayı bıraksın tabi. Bütçelerine, ciğerlerine, kaliteli yaşamlarına güzel katkıları olsun. Olduğu kadar…

Tüm yoga yapan insanlar sakin, dingin, sessiz midir?

Şimdi bu nereden çıktı? Yine çok film izlenmiş! Yalnız TV de radyasyon yayıyor, salak etmesinin yanı sıra… Ehm, neyse, insanlar insandır. Kimisi enerjiktir, duramaz, yorar, kimisi beş saatte anlatacağını mıyır mıyır anlatamaz, iç şişirir. Bu yorumlarınız da esasında hep kendinizle ilgili yargılarınızın yansımasıdır. Yargılarken, kendinizi açık edersiniz, ona da dikkat! Gelelim konuya, yogayla uğraşmak karakteri pek değiştirmez. Aksine, olanı daha da ortaya çıkarır. Dipte bastırılmış olanlar bir bir bilince ulaşır. Ha, o kişi derinde sessiz, dingin bi’ tarafını saklamıştır, o çıkabilir ortaya mesela. Ama, dikkat, yoga yaptığınız o sakin, sessiz kuzu arkadaşınız bir anda bağırıp çağırmaya, ağlamaya falan başlarsa da şaşırmayın. Bir kez daha, olanla kalınız, bir his peşinde koşmadan, olduğu kadar…

Tüm yogayla uğraşanlar bilge midir?

Her insan bilgedir. “Kim daha bilgedir?” diye bir soru da yok! Herkesin kendine göre bilgelik mertebesinde olduğu konuları vardır. Herkesin birbirinden öğrenecek çok şeyi vardır. Bilge de öğrencidir, öğrenci de bilge. Tavuk-yumurta sorunu gibi olsa da, bu da böyle. Hayat devam ettiği sürece öğrenmek de sürer. Her kim oldum bittim, bildim derse şüphesiz ki onun da önüne çıkacak sınavlar vardır. Hayat çok katmanlıdır, veriler çok fazladır, ölçüm birimleri her zaman yetersiz kalacaktır. Evi temizlemeye gelen hanım da bir gün size koskocaman bir cümle kurabilir. Aydınlanmak bir tuvalette de gerçekleşebilir (evet, Türk’ün aklı diyeceksiniz ama akıl bu, sürekli çalşıyor işte!) “Bilge olucam!” denmekle de olunmaz. Bu böyle gider de gider ama sanırım aslolan anlaşıldı? Bildiğin kadar ve yine olduğu kadar…

Yoga yaparak aydınlanmak mümkün mü?

Tuvalet demiştim. O zihindeki parlak ampülün nerelerde ve nasıl yanacağı hiç bilinmez. Bir gün aydınlandığını sandığın konunun yarın bir gün biçim değiştirip nasıl pabucunu ters giydireceği de. Peşin hükümlü, kesin kararlara bağlı bir tutumdan uzak, karanlığa da aydınlığa da tüm benliğinle açık olmandır mevzu. Aydınlanmak için karanlıklar gereklidir. Feneri, güneşin altında açmayınız, bi’ halta yaramaz!

***

Yani, sanırım kabaca en azından benim zihnimde, bedenimde, ruhumda gezenleri anlatabildim. Anladığım yoga bu, anladığım yogi/yogini bu. Anladığım hayat üç aşağı beş yukarı böyle bir şey. Bunlar arasında tek elle tutulur şey var: araştırma ruhunu kaybetmeden, itmeden çekmeden, kovalamadan, olduğu gibi, olduğu kadar…

“İyi yogacı ayağını kafasına koyabilen değildir, herhangi bir hal (asana, duruş, pose, tavır) içinde gevşeme araştırması içindekidir.” -ve, yargılamadan gevşeyebiliyorsa da ne mutlu onadır…

Ya da, daha spesifik olarak: Yoga, insanın kendisine yakışanı giyme araştırmasıdır. 

Ya da, daha ciddi gelsin, Godfrey’den: “Yoga, nasıl gözüktüğü değil, nasıl hissettiğindir. Görüntüsüyse derdin, sahne sanatlarıyla uğraşabilirsin…”

Zeynep Aksoy, çok da güzel anlatır tüm bunları burada: Her yoga, yoga terapi

Son olarak da: soruları yargı olarak kullanmaktan öte, sorun, deneyin, yapın, bakın, keşfedin. Oyuncu olun biraz, oynayın. Çocukken olduğu gibi; ne çok korkarak, ne de tamamen kendine güvenerek. Dengede.

Namaste.

*: eng. frequently asked questions, sıkça sorulan sorular (SSS).

Advertisements


One Response to ““Bir his peşinde koşmadan…””

  1. 1 leman

    Yoga ile ilgili önyargılara karşı okuduğum en keyifli yazıydı :) Kaleminize sağlık, teşekkürler.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: