“herkes akıllı, bir ben deli”

02Jan13

Doğrular-yanlışlar, kazançlar-kayıplar … bu ikili kavramlar ve daha nice ikililikler arasında bir oradan bir oraya yalpalayıp durma hâli. Tek bir kaygıyla hep: Korku!

Korkuların ecele bir faydası olduğunu gözlemleyemedik henüz. Bu yüzdendir ki, bile bile, bağıra bağıra girdik hep sonunu bildiğimiz hikayelerin içine. Niçin? Yaşamak için; yaşadığını, bir şeylerin sürekli aktığını hissetmek için.

Korkular hep bir kenara bırakıldı, dönüp bakmadık bir daha yüzlerine. Olanın içinde küçük hesaplarımızla akarken, korku pusudaydı hep. Er ya da geç çıkacaktı. Onunla mücadele etmenin türlü yollarını bulduk, denedik, paylaştık. Ama, hep korkunun işaret ettiği bir gün tüm berraklığıyla çıkıverdi tam karşımıza.

Korkuların içinde ne kadar ayakta durmaya çalışsan da, ne kadar onu umursamıyor gibi yapsan da; “korku” başka biri değildi, ta kendindin. Korktuğun her ne ise, bire bir sendin o! Derdin kendini sevememekse, kendinden kaçmanın yollarını aradın her bir yerde. Kendini sevmeye ikna edecek bir başkası, sonra onun sevgisini sorgulayan hal ve tavırlar, sonra kazanç: “E, demiştim zaten, sevilesi biri değilim ki!”

Her birimiz, her bir ötekinde düşüncelerimize ayna tutup onaylanmayı aradık. Neden? Daha doğru, daha güçlü, daha “ben demiştim,” diye hissedebilmek için. Haklı olabilmek için. Kazanmak için. Bir kez daha ne olduğumuzun yüzümüze vurulması için…

Gören göz, algılayan zihin bunları eğip bükmeyi denedi. “Bir kez daha olmasın!” Ama … Can çıkıyor ve huy bizimle kalıyor ya, yine kuyruğumuzu yakalıyoruz dönüp dolaşıp. O en kaçtığın yönün, o seni inanılmaz suçlu, zayıf, kötü hissettiren ne varsa, tam olarak o!

O yönünle hala seni kabul etmeye devam ederler mi acaba gibi bir merak. Acaba, anne şevkati ve sıcaklığı gibi ne olursa olsun bağrına basacak mı diye bir mücadele. Ilık ılık, huzurlu, her şeyin bırakılıp gevşenebildiği yerin arayışı.

Buradaki tek kırılma noktası, tüm bunlar olurken karşındakini kırmaman olsa gerek. Fütursuzca atıp tutarken, o sırada karşına çıkanın büyüsüne kapılmış koşarken, bencilce karşındakinin de bir insan olduğunu unutman yanılgısı.

Ne kadar ne veriyorsun, ne kadar ne alıyorsun, ne kadar hassas yerlere temas ediyorsun? Bunların bilincinde misin? Yoksa, sadece bir insan daha elde etmenin dayanılmaz arzusundan gözün kör mü? Binlerce insan var, binlercesi gelir, binlercesi de gider. Her gelişin gidişinde geriye sen ve o her neyse o derdinle başbaşa kalırsın. İzin vermezsen, açmazsan, paylaşmazsan … neyse o derdin sana daha çok yapışır.

Hayat uzun, hayat kısa, hayat “vatever” … Çok düşünme, hissin neyse onla kal. Eğer hissedebiliyorsan …

Eğer, hissedebiliyorsan iyisiyle kötüsüyle, kötüsünden kaçmadan, “you are still alive!”

Kaçmak ise, gerçekten insanı cacıktan öte hıyar yapan bir durum olabilir, sonra güleriz, o da geçer :)

Advertisements


No Responses Yet to ““herkes akıllı, bir ben deli””

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: