Gönül bu … Hayat bu …

26Apr13

“Boşlukları doldurun!” Hayat boyu tüm çabalar bunun üzerine kurulu değil mi? Kişi tarafından özenle yaratılmış sahte boşluklara bir takım ıvır-zıvır sokuşturmalar. Eylem ıvır-zıvır; yoksa o boşluğa sokuşturulan kişilere, objelere ya da durumlara lafım olmaz. İşte niyeyse o boşluk doldurmaca oyunuyla burun buruna gelince bana bi hâller oluyor! Cidden çok sinirleniyorum. Ben yapmıyor muyum? Eh, insanım. Ama, usturuplu yapmak var, sonracığıma bir de yapan olmakla yapılan olmak var. Var da var. Biraz bencilce verip veriştirmek istiyorum çünkü çok ama çok gıcık oldum! Eskiden defterlerime, daha sonraları word belgelerine yazardım bunları, kimseye ucu dokunmazdı. Ama, artık öyle mi? E, ama Çelik de değişti.

Sinirlenince sanırım daha çok saçmalıyorum. Sinirlenince saçmalamak, sonra saçmaladığını fark edip gülmek iyi. Neye göre iyi? Öyle sağa sola, duvara, insana falan saldırmaktan iyi işte. “Yaz kızım, açılırsın…”

Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı kimseden özür dileyemeyeceğim çünkü canım çok acıyor. Neden olduğunu uzun uzun anlatamayacağım, kısa anlatırsam da bir halt anlaşılmaz zaten. Zaten amacım da anlaşılmaktan çok kusmak. Üzüntü, acı, ağlama gibiler zaten kusma eylemi gibiymiş, hocam dedi. Fiziksel olarak kusamıyorsam (cidden ama öyle bir mide kalkması bir yandan), ben de sözel olarak kusayım, saçayım pis kelimelerimi oraya buraya dedim. Oh, çok iyi ettim.

Yahu, şimdi valla bu sefer kendimce kurmadım, tuhaf beklentiler yaratmadım (bkz. beklentiler sadece üzer). Öyle bırakmış efil efil esiyordum, şırıl şırıl akıyordu her şey. Eh, su bu, yolunu da buluyor işte. Hem, nereden bilebilirim ki belki de başıma gelecek daha fena şeylerden korunuyorum bu hâl ile… Belki de bu acı ve öfke gelecekteki acı ve öfkelerin bir ön bildirimi. Üf neyse ne, medyumculuk oynayamayacağım. Olana bakarım ancak: sinir o-lu-yoooo-ruuuum!

Boşluklara tıkılmayı, boşluğa tıkılacak başka şey bulununca hop diye bir tarafa atılmayı kimse sevmez. Sorsak, atılmamışımdır asla. Ama, göz görüyor. Hadi yamuk görüyor diyelim, his benim hissim, sana ne yani. Şu an canım acıyor ve anlatamıyorum çok da.

Yine bir hocamın dediği gibi bu hisle kalmanın araştırmasındayım. Acı neye benzer, bedende nasıl geziyor, hangi organlarımı hissediyorum, ve benzeri. Evet, resmen şahit oldum, mideden yukarı doğru geliyor. Evet, kusmakla ağlamak arası. Çok yüksek bir enerji, dalga dalga kafama doğru yükseliyordu. Kafama ulaştığında bir baktım çenem kenetli, dişler gıcır, kafada bi’ basınç, kalp güm-güm-güm, mide sanki hafifledi ve bedenden de çıkıp gökyüzüne ulaşmak istiyor. Can Solar Pleksus‘tan geliyor, bir yerimize kaçıyor gibi…

İşte öyle insan bir gün ilgi odağıyken çok mutlu da, ertesi gün “heeey, ben buradayım!” diye zıplarken acınası oluveriyor. Ne kadar güzel olunsa da, ne kadar akıllı, yetenekli, sevgi dolu gık-bık olunsa da, nafile. Bakan biçiyor bazen içindeki hisleri. Hadi, kapılma onlara da bırak da, yaşamaya devam et. Hadi! Robot musun? Hayır. Yaşa o zaman o hissi. Dalga dalga…

Üf işte, anlamıyorum. Neden? Neden kalp oraya, zihin buraya dardar yapıyor? Neden, o Solar Pleksus bir gün kelebek uçururken, bir gün karadelik gibi kendini emiyor? Çok gıcığım çok!

Hakkımı aramak gibi bir durum da söz konusu değil! Hak diye bir şey yok çünkü! Haklısı, haksızı falan da yok bunun. Öyle yan yatmış kabak gibi bu hislerle durmak var. İster çığlıklar at, ister totonu yırt, ı-ıh, nafile: Olan bu! Bunla kal!

Şu serbest mi peki: Sen de bunla kal! Hahahahaha :) Oh olsun! Hâlâ tüm kızlar aynı ve tüm erkekler de. Hâlâ bunların hepsi …. (Boşlukları doldurun! Ha-ha-ha!)

Ya valla yeter! Yeterince gülüp eğlenmedik mi? O zaman “güldük eğlendik, hadi şimdi herkes yerine…”

Kızdırmayın beni.

Advertisements


6 Responses to “Gönül bu … Hayat bu …”

  1. “Yaşam, düşünmeyi bıraktığımız anda çözülen, aramayı bıraktığımız anda bulunan, tutmayı bıraktığımız anda gelendir. Biz hep tam tersini yapariz: Her an her şeyin kontrolümüz altında olması için çabalar dururuz.” diyollar..:)

    • eh, doğru ve güzel diyollar :) arada kızmak da var, gülmek de var, o da var, bu da var. hayat işte ya, çok düşünmeye gerek yok… ;)

  2. 3 tugba

    yaşadıklarımızın da eş-zamanlı olması tesadüf mü?
    bilmem.. bence değil :)
    we are never alone

    • ne zaman yalnizim demeye kalkarsan hem de!

  3. 5 tugba

    Ben senin (tanışmıyoruz? diimi/belki de sizin) yoga dersinize gelmek istiyorum..

    • dört gözle beklerim! :)

      http://ankarayoga2go.net/
      ve facebook sayfası: https://www.facebook.com/pages/Yoga-2-Go/166601483493261


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: