Bir iletişim biçimi olarak “yakınmak”

12Dec13

Arkadaşımla buluşuyorum, “Naptın-nettin,” derken bir anda evliliğinden yakınırken buluyorum onu. Başka bir dostumla bir araya geliyoruz; bir durgunluk, konu neyse ona temas etmeden gülerek etrafından dolanıyor. Derken, bir süre sonra gözleri doluyor ve boşanma kararından bahsediyor. “Çocuklardan öğrenecek çok şey var,” diye pıtı pıtı gezinirken bir başkası suratıma “Ne kadar zor biliyor musun?” diye tokadı atıveriyor. …

Evet, bu ara evlilik-çoluk-çocuk yakınmaları revanşta. Herkese benim hayatım süper, herkes için “Bir … yap da göreyim,” durumundayım. Ne güzel, tek başınaymışım, ne istersem onu yapıyormuşum. Her zamanki gibi hayat bana güzelmiş de benim haberim yokmuş.

Hm.

Valla, yalnızlıkla birliktelik hâlini kıyaslamak bana düşmez. Çocuğunu sahiplenmemene ya da ona yabancılaşmana da ben sebep olmadım. Yakındığın evliliğini bitirememene üzgünüm ama buna da ben çözüm olamayacağıma göre…

Hadi bu işin lak lak kısmı olsun. Aslolan başka şeyler var: Özgür, ne istersem onu yaptığım bu hayat için bir çok şeyden vaz geçmiş olabilirim, hala vaz geçiyor olabilirim. Yakındıklarımdan hiç de kolay olmayacak şekilde ayrılmış olabilirim. Yalnız olmak, sorumsuz olmak anlamına gelmiyor bir kere; birilerini düşünmen için illa karın-kocan-çocuğun olmasına gerek de yok. Ve, hepsinden önemlisi hayat sadece bana güzel değil.

Sen, önündekileri, elindekileri görmüyor, onları tartamıyorsan; yaşadığın durumun içinde varlığını kaybedip özgürlük çığlıkları atıyorsan buna asla başkası çözüm olamaz. Kaybettiğin varlığını hayatındaki zorluklarla tekrar tanımlamaya çalışıp bunun üzerinden yakınmaya dayalı bir iletişim sistemi geliştirdiysen, sadece bana güzel olan hayatımı da alır giderim.

Yakınmıyorum diye “E, sana güzel,” yakınınca “E, sen istedin,” duyarsan, bir süre sonra susuyorsun. Sonra “Ne oldu, durgun gördüm?”

Arkadaşlar, hepimiz üç aşağı beş yukarı bir şeylerin mücadelesindeyiz. Kiminkisi daha güzel, daha lezzetli diye bir yarışa girmenin lüzumu yok. Ya da, tamam, al seninkisi en kralı da n’apaydım yani. Şimdi evlilik temalı yakınmalar moda diye ve gözünüze ilk kestirdiğiniz yalnız birey benim diye gelip sardırmayınız, rica edicem.

Kıl kıl konuşuyorum da sanmayınız. İnsanlar bir araya gelip yaratırlar, gülerler, yeni şeyler keşfederler, gezerler, yemek yerler, film izlerler, okudukları bir kitaptan ya da gittikleri bir sosyal aktiviteden bahsederler. Bunları yapamayınca, hali hazırda zaten herkesinki gibi benim de mücadeleler ve parazitler dolu hayatıma bir de seninkileri alamıyorum. Ha, çok akut bir durumdur, eyvallah, oturur konuşuruz. Ama, lütfen gelip anlatıp anlatıp sonra da “E, ama sana güzel,” diyerek kendizi uzaklaştırmayınız. İletişim kurmak için yakınma yarışına girecek takatim yok.

Şimdi trend evliliğe saydırmaksa, bundan 5 sene önce işsizlik ya da parasızlıktı, ondan bir 10 sene önce de derslere, ödevlere ve hocalara saydırıyordunuz. Hep beraber yapmadık mı bunları? Şüphesiz evet. Saydırmakta, yakınmakta benim de üzerime yoktur.

Ama,

Bir süredir sıkıntılarımı tekrar tekrar anlatarak bir kez daha yaşamak yerine anda olup yeni şeylere bakabilmek istiyorum. Çünkü biliyorum ki hayat pıt diye geçiveriyor. Ve, o her neyse yakındığın uzattığın kadar uzun da değil, çekiştirip durma. At kurtul.

“Eh tabii, sana demesi kolay…”

:)

 

Advertisements


One Response to “Bir iletişim biçimi olarak “yakınmak””

  1. Hayat bana güzel be hohoytttt..;))


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: