Ay noooldu öyle?

Eskiye serzenmek istemiyorum, yeniye heveslenmek istemiyorum. Tam şu anım içinde her ne oluyorsa onla akıp gidebilmek tek arzum. Şu ana sınır koymamanın tek yolu herhalde bu olsa gerek…

Anı kaçırmak deyince hep geçmişe ya da geleceğe takılı kalan zihinlerden bahsediliyor ya hani; onun da ne demek olduğunu çok güzel görüyorum şu ara. Özellikle geleceğe koşanını, yerinde duramayanını. Çok zormuş be!

Hiç bu kadar geleceği düşünmedim sanırım hayatımda. Yani, geyik geyik benim de hep hayallerim, arzularım, kurgularım oldu herkes kadar. Ama, bu ara çok acayip bir şey peşinde zihnim. Çıldırtacak gibi sanki. Daha eve adım atarken yatağa girdiği ana koşan. Daha açık olmak gerekirse, yaptığı her neyse asla onda duramayan diyelim. Hep bir, hatta bir kaç adım ötesinde aklı fikri. Daha kötüsünde var, az bekleyin geliyor!

Mesela mutfağa giriyorum, yiyecek bir şeyler hazırlamaya, daha 1. adımda zihnim 5’e gitmiş buluyorum. Elimde tabak yürürken salona hooop gece yatarken okuyacağı kitabı düşünüyor. Bir bakmışım gece uyumadan az evvel yarınki işleri yapmaya başlamış. Ve, bir bakıyorum, soluğum kesilmiş koşmaktan…

Bedenim, nefesim, kendisi zihin beyler bile daha 5. dakikadan yorgun düşmüş ve üstelik daha hiçbir şey yapmadan. Çok korkunç bu!

Ne zaman oldu böyle? Neden oldu?… Bilmiyorum. Bildiğim hiç iyi gelmiyor. Tüm enerjimi, heyecanımı, keyfimi yok ediyor. Nerede o güzel spontan ve sonsuz gibi akan zamanlar? (Geçmişe serzedi!)

İş, güç, plan-program tabii ki olması gereken. Kastettiğim o değil! 

Çok basit şeylerden bahsediyorum. İş bitip “Ohhh!” diye eve girerken şimdi bir bakıyorum bedenim eve giriyor ama etrafta löpçük löpçük koşan bi cisim var! Zihin kafa, etrafta telaşla geziniyor: Dolaba bak, yemek şunu yap, bunu izle, sonra şu işi hallet, sonra kitap seç, yanına çay yap … Bi’ sus!

Böyle giderse delirecekmiş gibi hissediyorum ve şu an bir son 2015 kararı alıyorum: No more planning!

Bodruma, yuvama döndüğümde, o zamanın ağırlaştığı, her yerin sessizleştiği güzel ve mis kokulu memleketimde biliyorum ki her şey hep olduğu gibi ağır ağır akacak. Günler tekrar 48 saat olacak, her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği zamanda olacak. Ve, ben, olan neyse onla durabilmeyi deneyeceğim. Bir kez daha, her zaman olduğu gibi.

Herkes için hayırlısı neyse, hayat biliyor zaten. Tao kimseyi kayırmaz, ben de bunu.

Namaste & huzurlu uykular…

PS: NYC alıcılarımın ayarlarını mı bozdu, Merkür mü geriledi, bilinmez; ama bir süre stabillik herkese iyi gelir, di mi canım hayat?

Advertisements

About gökçen ergüven

ev hanımından hallice bir görsel tasarımcı. her şeyin "paylaştıkça artan tad" olduğuna inanan kişi. daha fazlası için: gokcenerguven.wordpress.com View all posts by gökçen ergüven

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: